Değer sistemleri arasındaki mücadele sınırsız ve topyekündür. Hz. Adem’le İblis arasında başlayan değerler savaşı kainatın son bulmasına kadar devam edecektir. Kullanılan vasıtalar, mücadele şekilleri ve yoğunlukları zamana ve mekana bağlı olarak değişse bile değer sistemleri arasındaki hakimiyet mücadelesi asla kesilmez. Barış, sulh ve sükunet dönemlerinde mücadele son bulmamakta, mücadele daha başka vasıtalarla daha derinden devam etmektedir. Hz. Peygamber’in barış dönemlerinin geçiciliğine dikkat çekerek iman edenleri uyarmasına bu açıdan bakmak gerekmektedir(1):
“Ey insanlar! Sizler sulh ve sükunet devrindesiniz. Zaman süratle ilerliyor.
Görüyorsunuz gece ve gündüz her yeniyi eskitiyor. Her uzağı yakınlaştırıyor, her va’di gerçekleştiriyor.
Öyleyse, Gelecekteki mücadeleler için hazırlanın. (Sulh ise) yakında miadı dolacak olan bir hazırlanma devresidir.
Karanlık geceler gibi işler karıştığı zaman Kur’an-ı Kerim’e sarılınız.”
Cihad, İslam’ın akıllı gücü olup askeri, ekonomik, siyasi, psikolojik, kültürel mücadele şekillerini ihtiva eder. İslam’ın sınırsız ve topyekün mücadele anlayışı cihad kavramının anlamı içerisinde bulunmaktadır. Tebliğ, Cihadın yumuşak gücü olup, kültürel ve psikolojik mücadele şekillerinin bir harmanlamasıdır. Tebliğ, tebliğci, tebliğin muhtevası, tebliğin yapıldığı ortam, tebliğin muhatabı ve tebliğde kullanılan metod olmak üzere 5 ana unsurdan meydana gelmektedir.
Geçen sayıda tebliği ana hatları ile inceledik Burada ise tebliğci kimdir, tebliğ etmekten kimler sorumludur? Tebliğcinin taşıması gereken özellikler nelerdir ve tebliğcinin görev ve sorumlulukları nelerdir? konuları ele alınıp incelenecektir.