Birkaç yıl öncesine kadar herkesin söyleyegeldiği, internetin nasıl daha fazla özgürleştirileceğiydi. Şimdi herkes onu nasıl kontrol edebileceğini konuşuyor.Kitap ve gazete yayımcıları, muhtevalarını koruma yolları ararken ebeveynler çocuklarını sanal tehditten korumak için farklı yollar arıyorlar. Yasa koyucular insanların mahremiyetini müdafa edecek mekanizmalar araştırıyorlar. Hükümetler korunması gereken gizli malzemelerin Web’e sızmasını önlemek için yöntemler bulmaya çalışıyorlar. Girişimciler ve halk figürleri rakiplerinin ya da düşmanlarının kendilerine veya işletmelerine suç isnad etmelerini önlemek için mücadele ediyorlar ve gittikçe daha fazlamız başka insanların izlenmek, film edilmekle uyarılması gibi izlenmek ve film edilmekten korkuyoruz.İnternetin mucizevi elverişli teknolojisi, ahlaki fonksiyonların benzersiz bir eşzamanlılığını meydana getirdi. Wikileaks’in Julian Assange’ı, Hindu yaratma ve yıkım tanrısı Shiva’nın cisimleşmiş hali gibidir. Bu da son zamanlarda düşünülen cesur, yeni bir bilgi çağının aslında uzun bir süreçteki kültürel düzenlemelerin ilk kasılımı olduğunu gösterir. Hepimiz Google’ı sanki gelecek kelimesiyle eş anlamlıymış gibi düşünürdük. 50 yıl içinde insanlar Google hakkında bizim Doğu Hindistan Şirketi’nden bahsettiğimiz şekilde konuşuyor olacaklar. Biz hâlâ internet çağının minik adımlarıyla sallanıyoruz.Dijital OryantalizmEvgeny Morozov’un cesur ve sağlam zeka ürünü olan kitabı “Net Yanılsaması” da kanıtladığı gibi, İnternet’in karmaşa ve karşıtlıkları ona olan hoşnutluğun gücünün kaybolmasıyla görünür hale geliyor. Morozov internetin politik olarak dallanıp budaklanmasıyla ilgilenir. O, “İnternet, özgürleştirici potansiyelinin yanında eğer depolitizasyon ve antidemokratikleşmenin de tohumlarını barındırıyorsa ne olur?” sorusunu sorar. Kitabının başlığı olan “Net Delusion” da tamamen bununla ilgilidir. Yazarın “cyberutopians” olarak adlandırdığı, internetin politik özgürleşmeye kavuşmanın güçlü bir aracı olduğunu düşünenlere karşıt olarak Morozov ikna edici bir şekilde özgürlük adı altında internetin bir baskı aracı olmaktan öteye geçmediğini hatta onun özgürlüğü ortadan kaldırdığını savunur.Morozov, Hillary Clinton’ın bir yıl önce yaptığı bir konuşmayı naklederek Clinton’ın konuşmasında internetin şaşaasını ve gücünü vurguladığını, bağlantı teknolojilerinin gücünün çalışır duruma getirilmesiyle bu araçların dünyanın her yerindeki insanların hizmetine insan hakları ve demokrasinin gelişmesi için verilmesi gerektiğini anlatır. Clinton belki de Morozov’un hafiften alaycı bir şekilde ortaya koyduğu şu gerçeğin farkında değildi: Rus arama motorundaki en popüler internet araması, demokrasinin ne olduğu veya insan haklarının nasıl korunması gerektiği değil, aşkın ne olduğu ve nasıl kilo verileceğiydi. Ayrıca O belki de 2005’te yaptığı konuşmasını da unutmuştu. O konuşmada Clinton interneti ebeveynlerin ve çocukların bugün karşılaştıkları en büyük teknolojik zorluk olarak karakterize etmiş, interneti ‘büyük bir tehlike aracı’ olarak tanımlamıştır. Clinton’ın interneti demokratik olmayan toplumlarda özgürleştirici fakat potansiyel zarar barındıran bir araç olarak gördüğü garip, çift perspektifi Mozorov’un ortaya çıkarmak istediği bir tür karşıtlıktı. Mozorov bu tutumu ‘dijital oryantalizm’ olarak adlandırır. Bu, baskıcı toplumlarda internetin sadece iyimser bir politik değişim için güç olabileceğine olan inançtır.Morozov, İran’da protestocuların sokaklarda yerini aldıktan sonra bir politik blogcu olan Andrew Sullivan tarafından kullanılan ‘the revolution will be Twittered’ sözünü alıntılar. Devrim hiçbir zaman gerçekleşmedi ve faydasızca ‘tweetleyen’ protestocular demir bir elle durduruldular. Fakat Sullivan, İran bağlamını görmezden gelenlerden biriydi. Medya’nın internetle alakalı her şeyde refere ettiği meşhur kişi Clay Shirky şunu söyler: ‘Bu, küresel bir düzeye ulaşan ve sosyal medya tarafından dönüştürülen ilk devrimdir.’Teknolojinin Büyüsel GücüTeknolojinin büyüsel gücünün sade verimliliği hakkındaki 20 yıllık anlamsız gürültünün, Twitter’ı politik devrimin bir motoru haline getirdiği düşüncesinin yanında Jon Stewart, Irak ve Afganistan gibi kolayca kontrol edilemeyen yerleri internetin gücüyle dönüştürme inancıyla alay eder: ‘Neden biz ayakkabı satın alır gibi insanları özgürleştirebileceğimiz yerde oralara ordular göndermek zorundaydık?’İranlı protestocuların, seçimlerin yozlaştırıldığına dair düşünceleri nedeniyle gerçekleştirdiği protestolar vahşice püskürtüldü çünkü, Morozov’un gerçekçi ifadesiyle, birçok İranlı seçimlerin adil olduğunu düşünüyordu. Başarılı bir devrimin elementleri olan ordu karmaşası, güçlü bir politik sınıf karmaşası, aşağı yukarı evrensel bir memnuniyetsiz nüfus karmaşası orada yoktu. Fakat Morozov’un dediği gibi; gazetecisinden devlet memuruna internet çığırtkanları, bağlamın unutturulması için yapılan baskıya ve internetin müsaade ettiğiyle yetinilmesine boyun eğdi. Bu insanlar, yalnızca internetin sınırladığı alan kadar düşünmek ve belirli bir durumdaki sosyal, kültürel ve politik belirsizlik ve anlaşmazlıklara kulak asmamak durumunda kaldılar.Twitter’da ve başka yerlerde yayılan devrim baskısıydı. İran rejimi İnterneti; protestocuları fotoğraflarından tanımak, kişisel bilgilerini ve nereden olduklarını bulmak, propagandist videolar yaymak ve insanları karşıdevrimsel bir paranoyaya sürüklemek için kullandı. Jarod Cohen adında bir devlet dairesi memurunun, protestocuların mesajlarının akışını kesmek için Twitter’dan şimdiye kadar yapageldiği işini ertelemesini istemesi işe yaramamıştı. Twitter’in anlık rızasının duyulmasıyla İran, Çin ve diğer baskıcı rejimlerin İnterneti kendi politik amaçları uğruna sömürdüğü de ortaya çıkmış oldu.Morozov açısından internet özgürlüğü için bu tür ters tepki rutin bir şeydi. Türkiye’de çokeşlilik belki yasak ancak bu, Türk köylülerin internet aracılığıyla birden fazla eş bulmalarını durdurmuyor. Meksikalı suç çeteleri sosyal network sitelerini kullanarak kurbanları hakkında bilgiler topluyorlar. Rus neofaşistler soykırım yerine interneti kullanarak azınlıkların pozisyonlarını tespit edebiliyorlar. Venezuella devlet başkanı Hugo Chavez Twitter’a şöyle bir küçük eleştiri yazdı: ‘Selam Mariana. Gerçek şu ki ben bir antidiktatörüm!’ Morozov’un belirttiği gibi, Google’a benzer hiçbir şirketin hiç kimseyi, hiçbir zaman özgürleştireceğini ummamak gerekir. Google Çin’de ekonomik şartlar ve sansür taleplerinin insan hakları endişeleri değil kendisini dışarı atmasından önce 4 yıl boyunca çalıştı. Öte yandan Twitter ve Facebook’un, Küresel Network Girişimi’ne katılmayı reddetiği söyleniyor. Bu Girişim’i Morozov, özgürlük haklarının dışa yansımalarının ve Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi gibi uluslar arası alanda tanınan dökümanlardaki özel hayatı kapsayan kanun ve standartlara uyumluluğun sektör bağlamındaki bir güvencesi olan bir pakt olarak tanımlıyor. Morozov ‘cyberutopian’ olarak adlandırdıklarına gözlerini, sosyal medyayı menfaatperest kâr güdülerinin yönlendirdiği gerçeğine açmalarını tavsiye eder. O şöyle yazar: “Sürpriz olmayan bir şekilde, önceden kolay kolay çözülemeyen sosyal problemleri teknoloji yardımıyla çözmenin tehlikeli düşkünlüğü, özgürlük ve serbestlik kavramlarını kullanarak kendi ticari ürünlerinin reklamının yapılmasına ve yerleşik çıkarların üstünün örtülmesine olanak sağlar.” 2007’de, Jared Cohen’in devlet dairesinde olduğu zamanlar, Cohen trajik bir dikkafalılıkla şunları yazdı: ‘İnternet, İran gençliğinin her istediğini söyleyebildiği, polisdevlet aygıtının yükümlülüklerinden muaf şekilde serbest faaliyette bulunabildiği bir yerdir.’ Heyecan verici yeni teknoloji sayesinde serbest şekilde mesaj gönderen İran gençliğinin çoğu şimdi ya hapiste ya da ölüler. Cohen ise şimdi Google için ‘Google Ideas’ bölümünün direktörü olarak görev yapıyor.Morozov’a göre teknoloji güçlü bir yapıyla doldurulmayı bekleyen bir vakum, internet ise radyo ve televizyondan daha değişken bir teknoloji. Ne televizyon ne de radyo sistemlere, tehlikeli web sitelerini tanımlama ve yok etme için URL ve text kullanma izni veren ‘anahtar kelime bazlı filtreleme’ içeriyor ya da pazarlamacılar gibi kendilerini ziyaret eden insanlardan bilgi toplama olanağı sağlıyor. Morozov bunu ‘sansürlemenin gelenekselleşmesi’ olarak tanımlıyor.Komünist Ütopiklerin OptimizmiBelarus’ta doğan Morozov, Sovyet muhaliflerinin bir zaman Komünist ütopiklerin optimizmi hakkında yazdıkları gibi ‘cyberutopian’ olarak tanımladıklarının optimizmi hakkında yazar. O ayrıca Doğu Avrupa entelektüellerinin insan doğasının gerçekliği olarak ezilmiş görünen kaderci vehimlerinin izlerini taşır. Morozov, ‘teknoloji tüm zaman algımızı değiştirir’ ve ‘ insan doğası ise hemen hemen hiç’ diye yazar.Mesela, hükümetin bir muhalifin sabit sürücüsüne el koymasını oluşturacak tehlike, internetteki bilginin şüphe içeren, sıkıntı oluşturacak şekilde depolanması olabilir. Dosyalarınıza ulaşılması için gereken sizin şifrenizdir. Şifre sahibi olmanız dahi baskıcı bir rejimin sistem yöneticisinden işkenceyle de olsa şifreyi öğrenebileceğini düşünen Morozov’a bilgilerinizin korunması hakkında güven vermez. Fakat bu, uçağın kaza yapma olanağı olduğu için kimsenin uçağa binmemesi gerektiğini söylemek gibi bir şeydir.Morozov’a göre, amaçlanan herhangi bir şeyin beklenmeyen bir sonuç doğurması o maksada karşı güvensizlik oluşturur. Andrew Sullivan örneğini ele alırsak, toy bir siyasetçi Sullivan, İranlıların protestolarını insan özgürlüğü bağlamının dışında ele aldı. İran rejimi baskı kurmaya başlayınca o da yılmadan korkuyu belgelemeye başladı.Morozov aynı zamanda başka bir yönden de savunmasızdır. Yaklaşık yüzyıl önce Theodor Adorno ve Frankfurt Okulu’nun diğer üyelerinin iddialarına benzer bir argümanla Morozov, “slacktivism” olarak adlandırdığı, internetin ciddi bir politik sözleşme karşısında topluluğun aklını karıştırma eğiliminden yakınır. Fakat internetin sonsuz varyasyonları, Morozov’un belgelediği gibi, Rus neofaşistler veya Japon ulusalcılarının etnik azınlıklara işkence yapmasını engelleyemedi. Bazı bakımlardan, odaklanmanın başka tarafa çekilmesinden dolayı oluşan evrensel bir dirençsizlik beklenmeyen bir tarihsel lütuftur.Morozov, Kierkegaard’ın kitle halinde gazeteciliğin yükselmesini itham ettiği “The Present Age” adlı denemesinden çok etkilenmiştir. Kierkegaard eleştirilerinin çoğunda ileri görüşlüydü, fakat o önemli bir gerçeği göz ardı etti; kitle halindeki gazetecilik ve demokrasi ayrılmaz bir biçimde iç içedir. Henry Luce ve Comrade Stalin birbirine taban tabana zıt hayvanlardı.Morozov, internetin “demokrasinin Archilles topuğu”nu meydana getirdiğini tartışmaya cüret eder. Çoğu zaman ahlaki esneklik barındıran Web, kötü çoğulculuklar ve iğrenç farklılıkların ağırlıkları altında toplumları ezme gücüne sahiptir. Bu bağlamda internet, siyasal ve sosyal anlamda en beliğ rasyonellik ve nezaketi ayaklar altına alan, çok güçlü bir zalimliği doğuran eşitlikçi antidemokrasi meydana getiriyor.
New York Times’tan çeviren: İsa Yılmaz
Birkaç yıl öncesine kadar herkesin söyleyegeldiği, internetin nasıl daha fazla özgürleştirileceğiydi. Şimdi herkes onu nasıl kontrol edebileceğini konuşuyor.Kitap ve gazete yayımcıları, muhtevalarını koruma yolları ararken ebeveynler çocuklarını sanal tehditten korumak için farklı yollar arıyorlar. Yasa koyucular insanların mahremiyetini müdafa edecek mekanizmalar araştırıyorlar. Hükümetler korunması gereken gizli malzemelerin Web’e sızmasını önlemek için yöntemler bulmaya çalışıyorlar. Girişimciler ve halk figürleri rakiplerinin ya da düşmanlarının kendilerine veya işletmelerine suç isnad etmelerini önlemek için mücadele ediyorlar ve gittikçe daha fazlamız başka insanların izlenmek, film edilmekle uyarılması gibi izlenmek ve film edilmekten korkuyoruz.İnternetin mucizevi elverişli teknolojisi, ahlaki fonksiyonların benzersiz bir eşzamanlılığını meydana getirdi. Wikileaks’in Julian Assange’ı, Hindu yaratma ve yıkım tanrısı Shiva’nın cisimleşmiş hali gibidir. Bu da son zamanlarda düşünülen cesur, yeni bir bilgi çağının aslında uzun bir süreçteki kültürel düzenlemelerin ilk kasılımı olduğunu gösterir. Hepimiz Google’ı sanki gelecek kelimesiyle eş anlamlıymış gibi düşünürdük. 50 yıl içinde insanlar Google hakkında bizim Doğu Hindistan Şirketi’nden bahsettiğimiz şekilde konuşuyor olacaklar. Biz hâlâ internet çağının minik adımlarıyla sallanıyoruz.Dijital OryantalizmEvgeny Morozov’un cesur ve sağlam zeka ürünü olan kitabı “Net Yanılsaması” da kanıtladığı gibi, İnternet’in karmaşa ve karşıtlıkları ona olan hoşnutluğun gücünün kaybolmasıyla görünür hale geliyor. Morozov internetin politik olarak dallanıp budaklanmasıyla ilgilenir. O, “İnternet, özgürleştirici potansiyelinin yanında eğer depolitizasyon ve antidemokratikleşmenin de tohumlarını barındırıyorsa ne olur?” sorusunu sorar. Kitabının başlığı olan “Net Delusion” da tamamen bununla ilgilidir. Yazarın “cyberutopians” olarak adlandırdığı, internetin politik özgürleşmeye kavuşmanın güçlü bir aracı olduğunu düşünenlere karşıt olarak Morozov ikna edici bir şekilde özgürlük adı altında internetin bir baskı aracı olmaktan öteye geçmediğini hatta onun özgürlüğü ortadan kaldırdığını savunur.Morozov, Hillary Clinton’ın bir yıl önce yaptığı bir konuşmayı naklederek Clinton’ın konuşmasında internetin şaşaasını ve gücünü vurguladığını, bağlantı teknolojilerinin gücünün çalışır duruma getirilmesiyle bu araçların dünyanın her yerindeki insanların hizmetine insan hakları ve demokrasinin gelişmesi için verilmesi gerektiğini anlatır. Clinton belki de Morozov’un hafiften alaycı bir şekilde ortaya koyduğu şu gerçeğin farkında değildi: Rus arama motorundaki en popüler internet araması, demokrasinin ne olduğu veya insan haklarının nasıl korunması gerektiği değil, aşkın ne olduğu ve nasıl kilo verileceğiydi. Ayrıca O belki de 2005’te yaptığı konuşmasını da unutmuştu. O konuşmada Clinton interneti ebeveynlerin ve çocukların bugün karşılaştıkları en büyük teknolojik zorluk olarak karakterize etmiş, interneti ‘büyük bir tehlike aracı’ olarak tanımlamıştır. Clinton’ın interneti demokratik olmayan toplumlarda özgürleştirici fakat potansiyel zarar barındıran bir araç olarak gördüğü garip, çift perspektifi Mozorov’un ortaya çıkarmak istediği bir tür karşıtlıktı. Mozorov bu tutumu ‘dijital oryantalizm’ olarak adlandırır. Bu, baskıcı toplumlarda internetin sadece iyimser bir politik değişim için güç olabileceğine olan inançtır.Morozov, İran’da protestocuların sokaklarda yerini aldıktan sonra bir politik blogcu olan Andrew Sullivan tarafından kullanılan ‘the revolution will be Twittered’ sözünü alıntılar. Devrim hiçbir zaman gerçekleşmedi ve faydasızca ‘tweetleyen’ protestocular demir bir elle durduruldular. Fakat Sullivan, İran bağlamını görmezden gelenlerden biriydi. Medya’nın internetle alakalı her şeyde refere ettiği meşhur kişi Clay Shirky şunu söyler: ‘Bu, küresel bir düzeye ulaşan ve sosyal medya tarafından dönüştürülen ilk devrimdir.’Teknolojinin Büyüsel GücüTeknolojinin büyüsel gücünün sade verimliliği hakkındaki 20 yıllık anlamsız gürültünün, Twitter’ı politik devrimin bir motoru haline getirdiği düşüncesinin yanında Jon Stewart, Irak ve Afganistan gibi kolayca kontrol edilemeyen yerleri internetin gücüyle dönüştürme inancıyla alay eder: ‘Neden biz ayakkabı satın alır gibi insanları özgürleştirebileceğimiz yerde oralara ordular göndermek zorundaydık?’İranlı protestocuların, seçimlerin yozlaştırıldığına dair düşünceleri nedeniyle gerçekleştirdiği protestolar vahşice püskürtüldü çünkü, Morozov’un gerçekçi ifadesiyle, birçok İranlı seçimlerin adil olduğunu düşünüyordu. Başarılı bir devrimin elementleri olan ordu karmaşası, güçlü bir politik sınıf karmaşası, aşağı yukarı evrensel bir memnuniyetsiz nüfus karmaşası orada yoktu. Fakat Morozov’un dediği gibi; gazetecisinden devlet memuruna internet çığırtkanları, bağlamın unutturulması için yapılan baskıya ve internetin müsaade ettiğiyle yetinilmesine boyun eğdi. Bu insanlar, yalnızca internetin sınırladığı alan kadar düşünmek ve belirli bir durumdaki sosyal, kültürel ve politik belirsizlik ve anlaşmazlıklara kulak asmamak durumunda kaldılar.Twitter’da ve başka yerlerde yayılan devrim baskısıydı. İran rejimi İnterneti; protestocuları fotoğraflarından tanımak, kişisel bilgilerini ve nereden olduklarını bulmak, propagandist videolar yaymak ve insanları karşıdevrimsel bir paranoyaya sürüklemek için kullandı. Jarod Cohen adında bir devlet dairesi memurunun, protestocuların mesajlarının akışını kesmek için Twitter’dan şimdiye kadar yapageldiği işini ertelemesini istemesi işe yaramamıştı. Twitter’in anlık rızasının duyulmasıyla İran, Çin ve diğer baskıcı rejimlerin İnterneti kendi politik amaçları uğruna sömürdüğü de ortaya çıkmış oldu.Morozov açısından internet özgürlüğü için bu tür ters tepki rutin bir şeydi. Türkiye’de çokeşlilik belki yasak ancak bu, Türk köylülerin internet aracılığıyla birden fazla eş bulmalarını durdurmuyor. Meksikalı suç çeteleri sosyal network sitelerini kullanarak kurbanları hakkında bilgiler topluyorlar. Rus neofaşistler soykırım yerine interneti kullanarak azınlıkların pozisyonlarını tespit edebiliyorlar. Venezuella devlet başkanı Hugo Chavez Twitter’a şöyle bir küçük eleştiri yazdı: ‘Selam Mariana. Gerçek şu ki ben bir antidiktatörüm!’ Morozov’un belirttiği gibi, Google’a benzer hiçbir şirketin hiç kimseyi, hiçbir zaman özgürleştireceğini ummamak gerekir. Google Çin’de ekonomik şartlar ve sansür taleplerinin insan hakları endişeleri değil kendisini dışarı atmasından önce 4 yıl boyunca çalıştı. Öte yandan Twitter ve Facebook’un, Küresel Network Girişimi’ne katılmayı reddetiği söyleniyor. Bu Girişim’i Morozov, özgürlük haklarının dışa yansımalarının ve Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi gibi uluslar arası alanda tanınan dökümanlardaki özel hayatı kapsayan kanun ve standartlara uyumluluğun sektör bağlamındaki bir güvencesi olan bir pakt olarak tanımlıyor. Morozov ‘cyberutopian’ olarak adlandırdıklarına gözlerini, sosyal medyayı menfaatperest kâr güdülerinin yönlendirdiği gerçeğine açmalarını tavsiye eder. O şöyle yazar: “Sürpriz olmayan bir şekilde, önceden kolay kolay çözülemeyen sosyal problemleri teknoloji yardımıyla çözmenin tehlikeli düşkünlüğü, özgürlük ve serbestlik kavramlarını kullanarak kendi ticari ürünlerinin reklamının yapılmasına ve yerleşik çıkarların üstünün örtülmesine olanak sağlar.” 2007’de, Jared Cohen’in devlet dairesinde olduğu zamanlar, Cohen trajik bir dikkafalılıkla şunları yazdı: ‘İnternet, İran gençliğinin her istediğini söyleyebildiği, polisdevlet aygıtının yükümlülüklerinden muaf şekilde serbest faaliyette bulunabildiği bir yerdir.’ Heyecan verici yeni teknoloji sayesinde serbest şekilde mesaj gönderen İran gençliğinin çoğu şimdi ya hapiste ya da ölüler. Cohen ise şimdi Google için ‘Google Ideas’ bölümünün direktörü olarak görev yapıyor.Morozov’a göre teknoloji güçlü bir yapıyla doldurulmayı bekleyen bir vakum, internet ise radyo ve televizyondan daha değişken bir teknoloji. Ne televizyon ne de radyo sistemlere, tehlikeli web sitelerini tanımlama ve yok etme için URL ve text kullanma izni veren ‘anahtar kelime bazlı filtreleme’ içeriyor ya da pazarlamacılar gibi kendilerini ziyaret eden insanlardan bilgi toplama olanağı sağlıyor. Morozov bunu ‘sansürlemenin gelenekselleşmesi’ olarak tanımlıyor.Komünist Ütopiklerin OptimizmiBelarus’ta doğan Morozov, Sovyet muhaliflerinin bir zaman Komünist ütopiklerin optimizmi hakkında yazdıkları gibi ‘cyberutopian’ olarak tanımladıklarının optimizmi hakkında yazar. O ayrıca Doğu Avrupa entelektüellerinin insan doğasının gerçekliği olarak ezilmiş görünen kaderci vehimlerinin izlerini taşır. Morozov, ‘teknoloji tüm zaman algımızı değiştirir’ ve ‘ insan doğası ise hemen hemen hiç’ diye yazar.Mesela, hükümetin bir muhalifin sabit sürücüsüne el koymasını oluşturacak tehlike, internetteki bilginin şüphe içeren, sıkıntı oluşturacak şekilde depolanması olabilir. Dosyalarınıza ulaşılması için gereken sizin şifrenizdir. Şifre sahibi olmanız dahi baskıcı bir rejimin sistem yöneticisinden işkenceyle de olsa şifreyi öğrenebileceğini düşünen Morozov’a bilgilerinizin korunması hakkında güven vermez. Fakat bu, uçağın kaza yapma olanağı olduğu için kimsenin uçağa binmemesi gerektiğini söylemek gibi bir şeydir.Morozov’a göre, amaçlanan herhangi bir şeyin beklenmeyen bir sonuç doğurması o maksada karşı güvensizlik oluşturur. Andrew Sullivan örneğini ele alırsak, toy bir siyasetçi Sullivan, İranlıların protestolarını insan özgürlüğü bağlamının dışında ele aldı. İran rejimi baskı kurmaya başlayınca o da yılmadan korkuyu belgelemeye başladı.Morozov aynı zamanda başka bir yönden de savunmasızdır. Yaklaşık yüzyıl önce Theodor Adorno ve Frankfurt Okulu’nun diğer üyelerinin iddialarına benzer bir argümanla Morozov, “slacktivism” olarak adlandırdığı, internetin ciddi bir politik sözleşme karşısında topluluğun aklını karıştırma eğiliminden yakınır. Fakat internetin sonsuz varyasyonları, Morozov’un belgelediği gibi, Rus neofaşistler veya Japon ulusalcılarının etnik azınlıklara işkence yapmasını engelleyemedi. Bazı bakımlardan, odaklanmanın başka tarafa çekilmesinden dolayı oluşan evrensel bir dirençsizlik beklenmeyen bir tarihsel lütuftur.Morozov, Kierkegaard’ın kitle halinde gazeteciliğin yükselmesini itham ettiği “The Present Age” adlı denemesinden çok etkilenmiştir. Kierkegaard eleştirilerinin çoğunda ileri görüşlüydü, fakat o önemli bir gerçeği göz ardı etti; kitle halindeki gazetecilik ve demokrasi ayrılmaz bir biçimde iç içedir. Henry Luce ve Comrade Stalin birbirine taban tabana zıt hayvanlardı.Morozov, internetin “demokrasinin Archilles topuğu”nu meydana getirdiğini tartışmaya cüret eder. Çoğu zaman ahlaki esneklik barındıran Web, kötü çoğulculuklar ve iğrenç farklılıkların ağırlıkları altında toplumları ezme gücüne sahiptir. Bu bağlamda internet, siyasal ve sosyal anlamda en beliğ rasyonellik ve nezaketi ayaklar altına alan, çok güçlü bir zalimliği doğuran eşitlikçi antidemokrasi meydana getiriyor.New York Times’tan çeviren: İsa Yılmaz